|
Türk siyasi hayatının son yıllarda tanık olduğu en önemli gelişme ve değişimlerden biri, hiç şüphesiz Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) kuruluşu ve kuruluşunun üzerinden henüz kısa bir zaman geçmiş olmasına rağmen ilk seçimlerde iktidara gelişidir. Türk siyasi hayatında eşine ender rastlanan bir seçim başarısı elde eden AK Parti’yi bu kadar önemli kılan sadece aldığı oy oranı veya Meclis’te sağladığı çoğunluk değildir. AK Parti, 2002 seçimlerini kazandığından bu yana Türk siyasi hayatına kazandırdığı kavramlar, sebep olduğu tartışmalar ve hayata geçirdiği icraatlarıyla önemli ilklere imza attı. Bir yandan Avrupa Birliği reform paketleri çerçevesinde Türkiye’de hak ve özgürlükler konusunda atılımlar yaparken, öte yandan da dış politikada Türkiye’nin taraf olduğu bazı sorunlarda yeni açılımlar yaratmaya çalıştı. Bu çalışmalarının sonucu olarak da AK Parti hakkında diğer siyasi partilerden çok daha fazla yazılıp çizildi. Gazete ve dergilerdeki yazıların ve yayınlanan kitapların dışında, televizyon kanallarında sabahlara kadar süren tartışmalarda AK Parti hükümetinin icraatları masaya yatırıldı. Geçtiğimiz ay içerisinde Utah Üniversitesi Yayınları tarafından yayınlanan ve Hakan Yavuz’un derlediği “The Emergence of A New Turkey: Democracy and the AK Parti” (Yeni Bir Türkiye’nin Kuruluşu: Demokrasi ve AK Parti) kitabı da AK Parti hakkında tartışma ve yayınlara önemli bir katkı niteliğinde. Kitap, akademik alanda AK Parti hakkında yayınlanan ilk eser niteliğinde olmasının yanında, sunduğu tarihî ve teorik yaklaşımlar ve derinlemesine analizler ile bu konudaki önemli bir boşluğu da doldurma iddiasında. Kitabın editörlüğünü yapan Hakan Yavuz, Türkiye’de İslamcılık ve İslami hareketler üzerine daha önce de birçok çalışmaya imza atmıştı. Yavuz, son olarak bundan birkaç sene evvel Syracuse Üniversitesi Yayınları tarafından yayınlanan “Turkish Islam and the Secular State: The Gulen Movement” (Türk İslamı ve Seküler Devlet: Gülen Hareketi) kitabının editörlüğünü John Esposito ile ortaklaşa yapmıştı. Kitaba katkıda bulunanlar arasında Türkiye ile ilgili çalışmalarıyla tanınan Türk ve yabancı birçok akademisyen bulunuyor. Toplumsal yapıdaki değişimin sonucu Kitapta, Hakan Yavuz’un kaleme aldığı önsözden sonra iki ayrı bölüm yer alıyor. Yavuz, giriş yazısında AK Parti’nin Kasım 2002 seçimlerindeki başarısının nedenlerini sorgulamakla işe başlıyor. Yavuz’a göre bu başarının altında yatan sebep, AK Parti’nin siyasi spektrumda merkeze kayması ve bu kaymanın seçmenler tarafından da benimsenmesidir. Ancak Yavuz için daha da önemli olan AK Parti’nin bu dönüşümünde ve daha liberal bir çizgide yer almasında etkili olan sebepleri anlayabilmektir. Yavuz’a göre, genelde İslami hareketlerde, özelde de AK Parti’deki bu değişim aslında Türkiye’deki toplumsal yapıdaki değişimlerin, özellikle de burjuvazi ve entelektüel kesimdeki dönüşümlerin eseridir. Anadolu’da Özal dönemindeki neo-liberal ekonomik politikalar sonucu ortaya çıkan burjuvazinin yükselişe geçmesi ve bununla eşzamanlı olarak ortaya çıkan yeni bir entelektüel sınıf bu değişimin ana motorudur. Önsözden sonraki iki bölümün ilki olan “Kimlik, İdeoloji ve Liderlik”te makaleleri bulunan akademisyenler AK Parti’yi tarihî ve teorik kalıplar çerçevesinde inceliyor. İlk bölümde Massimo Introvigne, Türkiye’deki İslamî hareketlerin dönüşümü ve çoğullaşmasının altında yatan nedenleri tartışıyor. Konuyu ekonomik teorilerle açıklamaya çalışan Introvigne’e göre, “dinî pazar”da mevcut olan dinî grupların artması ve bunlar arasındaki “din tüketicilerini” cezbetme yarışı, bu dönüşüm ve çoğullaşmanın en önemli sebebidir. Bundan sonraki iki bölümde William Hale ve Yalçın Akdoğan, AK Parti’nin Türk siyasi hayatına kazandırdığı ve her fırsatta kendini tanımlamak için kullandığı “muhafazakar demokrasi” kavramını inceliyor. Yalçın Akdoğan, bu kavramı AK Parti’nin ne şekilde kullandığını açıklarken, aynı zamanda AK Parti’ye bu kavramla ilgili yöneltilen eleştirileri de cevaplamaya çalışıyor. William Hale ise yazısında AK Parti’nin “muhafazakar demokrasi”sini, Avrupa’da oldukça yaygın bir biçimde kullanılan Hıristiyan demokrasi kavramı ile karşılaştırıyor. Bir sonraki yazıda, İhsan Dağı AK Parti’nin rejim içinde duyduğu güvensizlik duygusu ile insan hakları söylemini içselleştirmesi arasındaki ilişkiyi inceliyor. Dağı’ya göre sahip olduğu tarihî oy oranı ve Meclis çoğunluğuna rağmen AK Parti, sistemin içinde kendini güvende hissetmemektedir ve bu sorunu çözebilmek ve meşruiyet kazanabilmek için insan hakları ve Avrupa Birliği konularını araçsallaştırmaktadır. Sultan Tepe ise yazısında, İhsan Dağı’nın başlattığı tartışmayı devam ettirerek AK Parti’nin kaynağını İslam’dan alan bir parti olmadığını; aksine parti ideolojisinin İslam’ın rolünü kamusal alanda iyiden iyiye marjinal bir hale getirdiğini ve İslam’ı sadece belirli geleneksel değerlerle sınırlamaya meyilli olduğunu vurguluyor. Daha sonraki bölümde, Ahmet Kuru AK Parti’nin sekülarizm ile ilişkisini tartışıyor. Bu konuya oldukça geniş tarihî ve teorik bir arkaplan sunarak başlayan Kuru, AK Parti’nin iki yıllık icraatlarını da inceleyerek partinin sekülarizm konusundaki tutumunu anlamaya çalışıyor. Bu bölümdeki son makalede ise Ali Çarkoğlu, AK Parti’nin Kasım 2002 genel seçimlerinde Mart 2004 yerel seçimlerinde oylarını nerelerden aldığını inceliyor. Çarkoğlu’na göre AK Parti’nin oy oranındaki artış Türkiye’de merkezde siyaset yapan grupların başarısızlığı ile doğrudan alakalıdır. Kitabın ikinci bölümünde, AK Parti’nin belirli konularda yürüttüğü politikalar inceleniyor. İlk makalede Gereth Jenkins AK Parti’nin silahlı kuvvetler ile ilişkilerini incelerken, daha sonraki bölümde Ziya Öniş iktidarı boyunca AK Parti’nin ekonomi politikalarını tartışıyor. Bu bölümün diğer yazılarında sırasıyla Engin Yıldırım AK Parti ile işçi kesimi arasındaki ilişkiyi; Edibe Sözen AK Parti’nin cinsiyet politikalarını; Burhanettin Duran AK Parti’nin dış politikada duruşunu ve Şaban Kardaş da 2003’teki Irak krizi sırasında AK Parti’nin Amerika ile ilişkilerini ele alıyor. Kitabın sonunda ek olarak Recep Tayyip Erdoğan’ın 2004 yılında American Enterprise Institute’de yaptığı “Muhafazakar Demokrasi ve Özgürlüğün Küreselleşmesi” ve Abdullah Gül’ün Uluslararası İslami Sivil Toplum Örgütleri Konferansı’nda yaptığı “İslam Dünyası’nda Reform İhtiyacı ve Sivil Toplum Örgütlerinin Rolü” adlı konuşmalarının metinleri bulunuyor.
|
|
|